BİLİME ‘RAĞMEN’ SAVUNULAN DOGMA


Kara için tasarlanmış bir aracın uçması nasıl mümkün değilse, uçmak için yaratılmamış canlıların uçması da mümkün değildir. Çünkü bir kara aracının, örneğin bir arabanın üretimi için çalışan kişilerin uzmanlık alanları, dikkate aldıkları koşullar, kullandıkları malzemelerin cinsi, izledikleri tasarım planı, üretim esnasında kullandıkları yöntemler, parçalar ve daha pek çok detay bir uçağın üretiminde kullanılanlardan tamamen farklıdır. Benzerlik gösteren malzemeler olsa dahi, fonksiyon, şekil, büyüklük gibi pek çok açıdan bunlar da kullanılacakları yere göre, özel olarak tasarlanmışlardır. Bir arabanın da uçağın da camları ve tekerlekleri vardır. Ancak bunlar her bir taşıt için çok özel hesaplara dayanarak, tasarlanma amaçlarına yönelik en uygun malzemeler kullanılarak üretilirler. Bunlardaki en ufak bir yanlışlık, seçim hatası son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Nitekim bu bilinçli tasarımın farkında olduklarından, kimse bir arabaya bakıp "aslında uçakla benzerlikleri var, bu araba zaman içerisinde dış etkenlerin tesadüfi şekillendirmeleriyle uçar hale gelebilir" gibi ütopik bir iddia ile ortaya çıkmaz. Çünkü kara taşıtı, üzerinden milyonlarca yıl geçse de uçmaya elverişli hale gelemez. Evrim teorisinin kuşların kökeni için ileri sürdüğü açıklamalar da en az bu iddia kadar imkansız ve akıl dışıdır.
http://www.harunyahya.org/bilim/kuslarin_ucusun_kokeni/res/135.jpg

Yazılar boyunca gördüğümüz gibi, kuşların ve diğer uçucu canlıların kara canlılarından evrimleştiğine dair hiçbir kanıt yoktur. Aksine, sahip oldukları kompleks yapılar ve bunların fosil kayıtlarında aniden ortaya çıkışı, tüm bu canlıların gerekli uçuş sistemleriyle birlikte yaratıldıklarını göstermektedir.

Bu canlıların başka canlılardan evrimleştiği iddiası, bilimsellik dışındaki birtakım amaçlar nedeniyle savunulan bir dogmadır.

Bu amaçların başında kuşkusuz Darwinizm'in felsefi temeli olan materyalist felsefenin yaşatılması gelmektedir. Bir diğer amaç ise kişisel çıkarlardır. Evrim teorisini destekleyen güçlü ve zengin "sözde bilimsel bir camia" vardır ve bunun desteğini kazanmak başlı başına bir amaç olabilmektedir. Bir ömür boyu amaç edinilen çalışmaların, harcanan emek ve servetlerin boşa çıkması, itibar ve kariyer kaygısı gibi yüzleşmekten kaçınılan konular bulunmaktadır. Smithsonian Enstitüsü'nde Kuşlar Bölümü Başkanı Storrs L. Olson bu konuya şöyle değinmektedir:

'Kuşlar dinozordur' tezini destekleyen insanlar bu tartışmada [kuşların sözde evriminin dinozorlardan mı başka bir sürüngen grubundan mı olduğu tartışması] uzun süre seslerini yükselttiler. Kuşların dinozorlara dönüştüğü teziyle ilgili çok sayıda problem var. Teori buna rağmen popüler medyada reklam konusu oldu... Kuşlar dinozordur görüşünü altüst etmek çok büyük bir utanca neden olacaktır. Bu tartışmaya bağlanmış milyonlarca dolar ve çok sayıda kariyer var. http://www.netcevap.org/evrensel 050526.html ; [Larry Witham, "Sue makes debut in latest attack of dino-mania", The Washington Times, 16 Temmuz 2000

http://www.harunyahya.org/bilim/kuslarin_ucusun_kokeni/res/136.jpgEvrim teorisine bağlılığın saplantı halini almasındaki en önemli sebep ise başta belirttiğimiz materyalist felsefe ve onunla sözde bilimsel bir dayanak bulan ateizmdir. Bir kısım insanlar kendilerini Allah'ın yarattığına, Rabbimiz'e karşı sorumlulukları olduğuna ve dünyadaki yaşamlarından ahiret hayatlarında sorumlu tutulacaklarına inanmak istemezler. Dolayısıyla inkarlarına kendilerince makul bir zemin hazırlamaya çalışırlar. Ancak Allah'ın varlığı hiçbir aldatmaca ile gizlenemeyecek kadar açıktır. Bu kişiler her nefes aldıklarında, damarlarında akan kanda, yerdeki bir karıncada, yedikleri bir portakalda kısacası baktıkları her yerde Allah'ın varlığının delilleri ile kuşatılmışlardır.

Kuran'da Allah "(gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemekte" olanlardan (Al-i İmran Suresi, 75), "gerçeği ters yüz eden, günaha düşkün olan yalancılar"dan (Şuara Suresi, 222), "bildikleri halde gerçeği gizleyenler"den (Bakara Suresi, 146) ve "hakkı batıl ile örtenler"den (Bakara Suresi, 42), "hakkı batıl ile geçersiz kılmak için mücadele edenler"den (Kehf Suresi, 56) bahsetmektedir. Günümüzde de rastladığımız bu tür kişilerin tutumlarını, geçmişteki kavimler sergilemişler ve aynı hatayla yeryüzünde ömürlerini geçirmişlerdir. Ancak Allah'ın varlığı, birliği ve herşeyin tek Yaratıcısı olduğu gerçeğini kabul etmek istemeyen bu kimseler, her dönemde batıl bir inancı savundukları için "... Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir..." ayeti gereği amaçlarında başarılı olamamışlardır. (Enbiya Suresi, 18)

İman eden kimselerin tavrı ise Kuran'da bildirildiği gibi "gerçeği ve doğruyu araştırıp bulmak" (Cin Suresi, 14) ve "Allah için, hakkı ayakta tutmak"tır. (Maide Suresi, 8)

Bu gerçek, yerde ve gökteki herşeyin tek Yaratıcısı'nın, Rabbimiz olan Allah olduğudur.
Allah'ın benzersiz yaratma sanatı Kuran'da şöyle haber verilir:

Gökleri ve yeri bir örnek (model) edinmeksizin yaratandır. O'nun nasıl bir çocuğu olabilir? O'nun bir eşi (zevcesi) yoktur. O, herşeyi yaratmıştır. O, herşeyi bilendir. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka İlah yoktur. Herşeyin Yaratıcısı'dır, öyleyse O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir. Gözler O'nu idrak edemez; O ise bütün gözleri idrak eder. O, latif olandır, haberdar olandır. Gerçek şu ki size Rabbinizden basiretler gelmiştir. Kim basiretle-görürse kendi lehine, kim de kör olursa (görmek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde gözetleyici değilim. (Enam Suresi, 101-104)